Erich Fromm

 

Erich Fromm’u bir iki ay önce okumaya başladım. Malumunuz, Sevme Sanatı isimli kitabı nispeten popüler. Ben Erich Fromm’u tanımıyordum. Nasıl biridir, neden bahsetmektedir, hayata bakış açısı nasıl...

Erich Fromm’u bir iki ay önce okumaya başladım. Malumunuz, Sevme Sanatı isimli kitabı nispeten popüler. Ben Erich Fromm’u tanımıyordum. Nasıl biridir, neden bahsetmektedir, hayata bakış açısı nasıldır bilmiyordum. Ben de onu okumaya Sevme Sanatı’ndan başladım ve daha ilk dakikadan beni kendisine çekip .

Başınıza gelmiştir sevgili okur, sizin zihninizde bir yerde olup da daha önce dillendirmediğiniz fikir ve yargılarınızı biri çıkıp ortaya döker. Siz de okurken, dinlerken dersiniz ki “bunlar benim fikirlerim!” ya da o kadar dramatik bir insan değilseniz en azından “biz bu herifle aynı kafadayız” dersiniz herhalde. Erich Fromm ile olan deneyimimde bu tepkileri sıkça verdim. Adam yalnızca benim kafamdaki hayata dair fikirlerimi yazmıyordu, aynı zamanda benim hayatta önemsediğim ve en öne koyduğum şeyleri önemsemiyordu, ve benim kafa yorduğum şeylere kafa yormaktan zevk alıyor gibiydi.

Erich Fromm, bir psikolog ve psikanalist. Aynı zamanda bir WW2 sonrası filozofu. İkinci Dünya Savaşı sonrası felsefe camiası ve tabii tüm insanlık kitle olarak bir varoluşsal krize giriyor. Atom bombasının patlamasından sonra artık insanlıktan, modernlikten, sanayiden, efficiency ve bolluktan, hayali kurulan ütopyadan bahsetmek mümkün gözükmüyor. Filozoflar “nerede yanlış yaptık” diye düşünmeye başlıyorlar adeta. Bu damardan Frankfurt okulu ve postmodernizm doğacaktır ama konumuz şimdi o değil. Benim bu filozoflardan odaklanmak istediğim, daha ziyade, insanın erdemliliği, sorumluluk bilinci, özgürlük ve anlam gibi konularda düşünen kısım. Mesela Man’s Search for Meaning - Viktor Frankl’ı hatırlayacaksınız. Kendisi üç sene Nazi toplama kampında kalmış. Toplama kampından kendisi sağ çıkmış fakat annesi, babası, eşi ve erkek kardeşi ölmüş. Bu nasıl bir acı, nasıl bir ızdırap tahayyül bile edemiyorum. Böyle tecrübeler insanı anlam hakkında düşünmeye itiyor belli ki.

Fromm belki Frankl kadar derin ve korkunç acılar yaşamadı. Fakat WW2 üzerine çok düşünmüş olmalı. İnsanda var olan nasıl bir psikopatoloji böylesine çılgın bir kıyıma yol açabilir? Bu toplu hezeyanın kaynağı nedir? Ve tabii insan ruhunun derinlerindeki bu sorun nasıl çözülür? Zaten Freud ve Jung’a son derece hakim. İnsan psyche’sine de. Bu sorular sizin de aklınızı kurcalıyorsa, buna ek olarak benim düşündüğüm, konuştuğum konular üzerine düşünen konuşan bir kişi iseniz Erich Fromm’u size şiddetle tavsiye ederim.

Sahip Olmak veya Olmak Üzerine - Nekrofili ve Biofili

Fromm’un sahip olmak vs olmak (to have or to be) diye ayırdığı iki varoluşsal biçim, Fromm’un düşüncelerinin temelini oluşturuyor.

Sevgi Üzerine - Bir Eylem olarak Sevmek

TO BE CONTINUED


Fromm’un beğendiğim pasajlardan birkaçını aşağıya tarihe geçmesi adına not ediyorum. Belki birileri bir gün okur da içlerinde bir yerde bir şeyler uyanır.

Kaynaklarım, Say Yayınları’ndan çıkmış Erich Fromm serisi. Akıcı ve kaliteli çeviriler. Tavsiye olunur.

Sevme Sanatı

Rüyalar Masallar Mitler

Psikanaliz ve Din

İnsan Olmak Üzerine

Sahip Olmak ya da Olmak

Olma Sanatı

Dinleme Sanatı